26 Ekim 2009 Pazartesi

sünnet düğününü çok sevdim ben:)





yıllardır devam eden bir merasim, tören durumları var bizim ailede.

annem yazık durmadan söz, nişan, kına gecesi, düğün dernek işlerinden elini eteğini kurtaramadı,zamanında birde amcamlarında düğünlerini babam yapınca bu işler konusunda artık uzmanlık madalyası takılıcak kadar olmuştur:))

ama dün biz kızlarla emin oldukki en stressiz düğün sünnet düğünüymüş kendimizi okadar rahat ve huzurlu hissetmişizki birimiz bunu paylaştığında herkes döküldü,

aaa hakkaten bende aynı şeyi düşündüm....

aaa bende sölicektim ne kadar özgürce stressiz kararları kendinin verebildiğin bir düğündeyim...

aynen bende öyle düşünüyorum dedik birbirimize..

çok şükür hiç birimizin düğününde öyle sıkıntılar kavgalar olmadı ama insan bundan sonraki hayatında yüzyüe geleceği akraba sıfatı taşıyacak karşı taraf ailelerini tanımadan önceki evrede içten bir gerginlik yaşıyor..

acaba yanlış anlarlarmı, eksik bir durum olmasın, kırılmasınlar,idare edelim,aman onların misafirlerine öncelik tanıyalım ,mutlu edelim, iyi anlaşalım ne düşündüklerini bilemiyosun haliyle ve ona göre hep tedbirli diken üstünde olma halleri oluyor..

tabi bu arada düğün hazırlıkları hep birbiriyle bağlantılı yürüdüğünden her yapıcak olduğun organizasyon için, yada karar için, karşı tarafla istişare, haberleşme gerekiyor ,
buda en zor kısmı ...zamanları ,günleri ,birbirine uydurmak, ortak noktada buluşmak, araya birde maddi olarak 2 tarafıda yıpratıcak masraflar girince herkesin kendine göre hesabı oluyor, onları aşmamaya özen göstereyim diyosun ne kadar bütçe vardır, ne alabilirler, ne alamazlar ...
aaaaa böyle insanın düşününce çıldırası geliyo daha doğrusu artık benim çıldırasım geliyo hakkaten yoruldum ben bu düğün dernek telaşlarından:))


sünnet düğünü ne kolaymış yahuuu dedik biz:)) nasıl rahat, nasıl kolay, yorgunlukta neymiş:))

gerçekten çok güzel oldu herşey mükemmeldi..elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık..

cumartesi günü bayanlara pazar günü erkeklere yapıldı düğünümüz..

gelen tüm davetlilere kurdelalarla bağlanmış etek yada elbise diktirebilecekleri kumaşlar hazırladık bu hediyeleri kendilerine yine kurdelalarla bağlanmış havluyla birlikte hediye ettik..

daha sonradan düğünde bulunan biçok misafirimiz, annemi telefonla arayıp pazar günü gelen eşlerinin normalde hiç bir düğünle alakalı fikirlerini paylaşmadıklarını ama sizin hizmetlerinizi yaptığınız ikramların güzelliğini ve misafir ağırlamamızı eşlerinin evde bikaç defa anlattığını çok beğendiklerini anlata anlata bitiremiyoruz diye söylemişler:)

gerçekten çok mutluluk verici birşey bu, emek çekiyosun ve insanlarımız kulp bulmaya çok meraklılar eksik arar dururlar arkadan ayy bunun düğünü ne kadar kötüydü ikramları güzel değildi diye duyuyosun ve aynı şeyi belkide senin arkandanda söylicekler diye tedirgin oluyosun...

insan yorgunluğunu unutuyo beğenildiğini duymak:)


düğün sadece bizim olunca günlerdir her şeyii istediğimiz gibi hazırladık kimseyi idare etme kaygısı olmadan özgürce rahat rahat kararlarımızı kendimiz verip stres yapmadan herşeyimizi bitirdik..



işlerimiz çok şükür yolunda gitti sadece kıyafet konusunda tıkanmıştık oda son andada olsa halloldu ortada kalıdık derken kalmadan giyicek bişiler bulmayı başardık:))

buda bizim yakışıklımız gören herkesler maşşallah desin Allah nazarlardan saklasın yakışıklı delikanlımız efendi kardeşim çok yakıştı kıyafetleri...





düğünümüzü evde yaptığımız için davet ettiğimiz misafirlerimizin hepsi sevdiklerimiz bizim için özel olanlardı ,çok kalabalık ,insanı geldiği düğünden bıktıran ,karmaşık ,koskocaman, tıklım tıklım dolu bir ev değildi ,herkes rahattı ,zaten annemlerin evi oldukça büyük ve insanlar geldikleri düğünden hiç bişey anlamadan gitmediler...




bu günümüzde bizi yalnız bırakmayan melahat hatice neslihan serra ve elif oldu insan ne kadar düğün telaşında olsada davet ettiği herkesi görmek istiyo gözleri arıyo telaşdan farkedilmiyo değil, bekliyosun herkesi yanında görmek istiyosun...


gelenlerde saolsunlar gelmeyenler gelemeyenlerde....

akşam herkes gidince kızlarla vur patlasın çal oynasın bütün kurtlarımızı döktük sabahtan akşama kadar topuklu ayakkabıların üstünde ayaklarımın üstüne basamıyo olsamda kendimi çok enerjik hissediyodum çok eğlendik çok güzel geçti...




çocukcağaz resim çekilmekten bitab düştü:)






kına gecesi yapmadık ama kınasını yaktık:)






buda benim miniğim, kaprisli prensim, evimizin ilk göz ağrısı ama, yavrum yeni gelen bebeklerden sonra kendini çok dışlanmış hissediyo, helede emircan dayısının sünnet düğününde özentiyle kıskançlık arasında gidip geldi düğün günüde morali bayaca bozuktu bu resmi çekerkende gözyaşlarını sildik öyle çektik:))







hani önceki postumdada yazmıştım düğün hazırlıkları yaparken emircana alınan kıyafetlere özenen oğluma satıcı bayan başlık ve asa hediye etmişti yarım sünnet adam kılıklı oğlum bu halde bile bana heyecan verdi:))










omuzlarım hafiledi yorgunum ama sabahın köründe gözlerim açılıyo içimde bir neşe var havalar soğudu ben kış depresyonuna hala girmedim evde biraz üşüyorum artık doğalgazı yakma zamanı geldi galiba..





evim yenilendi, eşyalarım istediğim gibi, temizliklerim bitti,huzurluyum mutluyum sevenim var ben seviyorum bu hayattan daha ne istiyim aç değilim açıkta değilim Allah herkese nasip etsin bütün ailemi nazarlardan korusun..


sağlık versin hepimize hepinize...





bende düğün yapıcam çok sevdim ben bu tatlı telaşı:)))

bende mimlenmişim ..

bloglarda okuduğum bu mimleme mevzularından hiç bişey anlamıyodum:)


bu sorular nerden çıktı neden soruyolar adı neden mim falan diye içimden geçirip meraktaydım en sonunda bu merakım giderildi hatta üstüne bende mimlenmişim hem öğrenmiş oldum hemde mimlenmiş oldum.
eğlenceli görünüyor herkes birbiri hakkında detaylı bilgi sahibi oluyo hoşmuş:))

Anaksunamun beni mimlemiş cevaplara gelinceee...
"anılarımızı canlandıran kokular"
5 adet olucakmış.

mehmetle ilk buluştuğumuzda bi parfüm sıkmış gelmiş o kokuyu hala unutamam arada bir aklıma geliyo o parfümü alsakta arada bir sıksa diye içimden geçiririm:)
parlement diye bi parfümmüş sonra bana getirmişti sende kalsın demişti:)) ve benim için mehmet'in kokusuydu.
o uzaklarda olunca sık sık görüşemezdik ben parfümünü koklardım onu özleyince depreşti yine onu özlediğim günler şimdi:))



ilk evlendiğimizde elidor şampuan almışız eve ve ben o şampuanın kokusunu her duyduğumda ilk günlerimizi hatırlıyorum o kokuyu çok seviyorum hatta arada nostalji olsun diye alıyoruz şampuanı.. saçlarımda o kokuya bayılıyorum.




emirhan buğraya yeni hamileyken evde kırmızı renk bingonun cifi vardı onun kokusundan nefret ediyorum tam benim midemin bulandığı dönemlerde o kokuyu duyardım ve hala onun kokusunu duyduğumda midem alt üst oluyo üzerinden 5 yıl geçti ben hala unutamadım o kokuyu.



ilk okula başladığımda silgimin kokusunu hiç unutamam bazen denk geliyo emircanın silgisini böyle içime iyice çekiyorum içimden böyle cıızz diye bişeyler akıp gidiyo çok korkardım okula giderken hep geç kalırdım okula betül bi türlü hazırlanamzdı onu kapıda sokakta okadar çok beklemişliğim varki onun yüzünden hiç bi zaman istiklal marşına yetişememişimdir hep öğretmen sınıftayken yada girmek üzereyken yetişimidir:)
silginin kokusu hem çok hoşuma gider hemde hala içimde heyecen'lar kıpraşır okul günlerimi hatırlarım:))


bayram sabahlarında evin etrafını dinamayla sulardı anneannem, o süpürgenin kokusuyla sulanmış yerlerdeki toprak kokusu kına kokusuyla birleşir, allaaahımmm nasıl güzeldi o koku:)
çoğu insan sevmez kına kokusunu ben çok severim her bayram anneannem bize kına yakardı ve bayram sabahı o kınaları yıkarken çıkan kokuyu hiç unutamıyorum.
şimdi kınayı kokladığımda o kokuyu biraz andırıyo ama eski kokuyu alamıyorum artık..


bende mimleyim bakalım nasıl cvplar gelicek:)

http://ecenurdulger.blogspot.com/

21 Ekim 2009 Çarşamba

20 Ekim 2009 Salı

SÜNNET DÜĞÜNÜ TELAŞI..

2 yıldır annemlerde emircana sünnet düğünü yapılıcak mevzusu var ve sadece yapılıcak olarak durmakatan öte gidemedi:)

annem 10 gün öncesi ani bir kararla ayın 24'ü cumartesi ve pazar gününe düğün tarihi belirlemiş ve bizede 10 gün kala haber veriyor.

saolsun babam strese gelemeyen biri ,ve böyle telaşlı merasimlerden artık 3 kız evlendirdikten sonra bıkmış halde.. (bıkmamış olsa şaşardım) söz ,nişan, düğün kına gecesi:)adamcağazın iflahını kestik yıllarca:)

annem kendi içinde, bizden gizli gizli, düğün için alt yapıyı hazırlamış babamın hatta bizim bile haberimiz yok hiç bişeyden, babama söylese şimdi stres yapıcak, oraya, buraya, alışverişlere, taşımak götürmek, getirmek ,işinden bu işlere zaman ayırmak babama ters:))

en son gün annem babama bak hayatım ben böyle böyle düşünüyorum ,sana hiiç yük olmadan, sana hiiiç hissettirmeden, bu düğünü biz halledicez sen maddi olarak destek çıkarsan geriye hiç bir stres yaşamadan bu iş biticek diyerek babamı tatlı diliyle bi güzel ayarladı:)
annem öyle bir kadınki eğer isterse babamı çok güzel ayar yapıyo:))

annemin yaptığı planlara babamdan da onay geince biz 2 yıldır yapamadığımız düğünü 10günde yapmaya kalkıştık:)

hemen sünnet kıyafeti almakla başladık işe,
(bizi oraya buraya taşıyacak olan kişide evin büyük kızı nekadar şanssızsa, aynı şekilde damadıda şanssız oluyo zavallı kocam bizim için kendini feda etti)

ben genelde sünnet kıyafetlerini beğenmem, basit görünüyo bana işlemeleri, yine gittiğimiz mağazalarda çokta beğenmedim sünnet elbiselerini, ama seçenekler hep gördüklerimize benzer şeyler, ben kaftan modelleri sevmiyorum pelerinli oldu en güzel o göründü bize...

normal, standart, herzaman gördüğüm sünnet elbiselerinden biraz daha güzel olsun deyince arada oldukça büyük bir fiyat farkı çıkıyor ,hadi evin 1 oğlu, annemlerin göz bebeği, aman en güzel hangisiyse o olsun dedik, ve güzel denilen, parasıda güzel olan modeli aldık.
bana göre hala daha o kadar para edicek bir süslemesi yok üzerinde, ama insanlar hep bunları alıyolarmış.
banada tecrübe olsun ben oğluma özel diktiricem dedim, ben bunları beğenmiyorum üzerindeki işler özel olucak:))başınadaki başlık özel süslenicek:)

oğluşumada denedik ordaki modellerden Allahım nasıl yakıştı ben sünnet düğününün beni heyecanlandırmayacağını düşünüyordum, hiçte öyle olmayacak gibi görünüyor o elbiseleri giymesi bile beni hem heyecanlandırdı, hem gururlandırdı ben sünnet annelerine anlam veremezdim neden bukadar özeniyolar diye ben değiştim ve çok özenmeye başladım:)

ordaki satıcı bayan emirhan buğranın elbiseleri üstünden çıkartmak istememesine kıyamadı başlıkla asasını hediye etti:)

oğlumunda başlığı ve asası var artık, ordan ağzı kulaklarında ayrıldı, ben tam sadece asasıyla başlığını satın alayım dicekken kız hediye ettim deyince haliyle benimde ağzım kulaklarımda çıktım mağazadan:))

bu kadar kalabalık bir aile olunca herkesin bir fikride oluyor ve toplanmak en zor kısmı toplandıktan sonra işin gerisi kolay gidicek ama bir türlü ortak noktada buluşamadık , betülle esra yok biz hamileyken olmaz, sonra bebekler küçük, onlar büyümeden yapılmaz bizim hiç bir yardımımız olmaz anca çocuğumuza bakarız dediler..

zaten 2'sininde eşleri bebeklere karşı aşırı hassas olduğundan onların çocuklarıyla olan programlarına göre hareket etmeye alıştık..

esranın eşi bebe'ğin çok güldürülmesinde bile çocuğun çok zorlandığını düşünüp bundan rahatsız olan biri:)yani anlayın artık ne kadar kıymetli çocukları var,
yere bırakmadılar aylarca, yerlerde sürünmesin, mikrop kapmasın diye emeklemekte gecikti zavallılar:))

betül'le esra 4 gün arayla bebeklerini dünyaya getirdiler ve bebeklerin büyümeleri esnasında hastalanmaları yada huylarındaki değişiklikler hep aynı zamanlara denk geldi birinin bebeği hastaysa diğeride 15 gün sonra aynı hastalığa yada huy değişikliğine uğradı:))
şimdi tam düğün hazırlıkları telaşı var ve aramızda tek evi uzak olan esra oluyo hepimiz aynı sitede olunca esrayı uzak sayıyoruz kendimize..düğüne kadar annemlere kalmaya geldi hemde çocuğundan fırsat bulursa yardım edicek:))

bebek diyoruz hala ama artık 1 yaşındalar tıpış tıpış yürüyüşleri yokmu öldürüyo bizi:)

ama hasta olmuş bebeğimiz öksürüyo...
burnu akmıyo, hiç bir yerinde bişeyi yok, ama betül hanım, esranın bebeği hasta diye kaç gündür uğramıyo ,bulaşmasın diye:)
Allahım bunlar beni öldürücek bebek sadece öksürüyo gayet sağlıklı görünüyor bana ama, yoook ya geçerse:)))

ben evin büyük ve her işe koşan kızı olarak, alışverişlerde, sokaklarda geçiyor günlerim, gece eve geldiğimde ayakta durmakta zorlanıyorum belim falan artık hissetmez halde..

bir sürü davetli gelicek ve uzaklardan gelicek misafirlerimiz var onların hepsi annemde yatılı kalamayacağına göre bir kısmıda bana yatılı gelebilir hatta akşam erkekler rahat oturmak için bizim eve geçebilirler,anneme her nekadar bir sürü söylensenmde, son anda haber veriyosun, insan 1 ay önce söyler, ben bu eşyaları nasıl yetiştiricem, nasıl misafir ağırlıycam bu salonda, diye ama artık iş işten geçti, yetiştiremezsem o benim eksiğim olarak ortada kalıcak, iş başa düştü aslında iyide oldu yoksa daha uzardı benim salonu bitirmem aceleyle ben salonun eksiklerine giriştim...
mobilyalarını tam tamamlayamamış olmanın telaşıyla, düğüne kadar o işleride araya sıkıştırdım, ve sonunda sandalyelerimide aldım,bütün bir gün çağlayanda sandalye modeli aradım gerçekten çok hoş sandalye modelleri vardı ama benim alıcak olduklarım avangart tarzda ,taşlı ve kapitona döşemeli, hani içe gömmeli gömmeli, kadife sandalye benim aradığım, genelde bu tip sandalyelerinin fiyatları oldukça yüksek oluyor ,sonunda maskodan, ASHZM mobilyadan ,o işi bitirdik ve ben derin bi ooohh çektim en büyük sıkıntı oydu benim için...
zaten kendimiz perdeciyiz ,perdelerim seçilmişti ama dikime verilmemişti onlarıda verdik çarşamba hazır olucak inş..
halı işim kaldı avizeler mümkün deil yetişmiyor onlarda kusur kalsın dedim süs eşyalarınıda aceleye getirmek istemiyorum gezicem dolaşıcam değişik orinal bişeyler bulmayı ümid ediyorum..onlarda sonradan alınıcak..

kıyafet bulma telaşı zaten beni artık çıldırttı, sadece kendim olsa neyse, herkesin kıyafetinin bulunamamış olması 4 kat sıkıntıya sokuyo, heryere beraber gittik seninki ne olucak, ben ne alıcam, ayy ayakkabı nerden bulucaz ,takıydı tokaydı derken alışverişten nefret ettiğime karar verdim.
mecburi alışverişlerden nefret ediyorum benim sevdiğim alışveriş türü ihtiyaç dışında gezilmiş beğenilmiş denemiş ve alınmış eşyalar..

neyseki içime sinen bir elbise aldım benim hazırlıklarım bitti, diğer kızlarında hazırlıkları bittiğinde omuzlarımdan büyük bir yük kalkmış olucak:)

artık yatak süsleme ve son temzilik işleri kaldı ,evde yatılı kalıcak misafirler için yemek hazırlığı var onlara yetişmem lazım kısacası işim çok:(

bukadar uzun yazıyı okuyan olurmu bilmiyorum ama ben günlük tadında olsun ilerde yaşadıklarımızı hatırlayıp tekrar ogünleri yaşayalım diye yazıyorum bu blogta.
öncelikle kendim için yazıyorum o yüzden uzun tuttum okuma zahmetinde bulunmuş olanlara uzunluktan dolayı kusura bakmayın diyorum:)

13 Ekim 2009 Salı

SÜMEYYE YİNE DÖKTÜRMÜŞ:)

Söylemesi ayıp methetmiş gibi olmayayım demiyorum, bi güzel methediyorum kendisini:) kardeşim bi becerikli bi becerikli maşşallaaahh:)
şaka bir yana Allah nazarlardan saklasın kendisini..
misafir ağırlamakta onun üstüne tanımıyorum yaptığı hazırlıklar, her zaman hep emek isteyen, vakit isteyen, yiceklerden oluşur:)
her ne kadar eniştesi, seni alan iflas eder eniştem, senin bu pasta börek malzemelerine harcadığın parayla, insanlar bir ay geçiniyo der ona..

çikolatalara verdiği para, krem şantidir, pasta süsleri, kalıplar, malzemeler, tarifler, artık akla gelebilicek ciddi anlamda para tutan malzemelerini, şu anda baba evinde rahat rahat karşılayabiliyo ama evlendiğinde, eniştesinin dediğide gelebilir başına...
Allah hayırlı kısmetlerle karşılaştırsın...( amiinn:))

her akşam mutlaka evlerinde en az bir çeşit tatlı yada pasta bulunuyo ve bizim canımız tatlı çektiğinde annemlere uğramamız yeterli oluyor:))
zavallım biz gitmesekte boğazından geçmez telefon açar bu gece şu tatlı yada pasta var eniştem uğrasın alsın yada gelin diye davet eder...




en son yaptıklarıda bunlar...








buda fınfıklı kuki pastanelerden aldığımız acıbadem kurabiyesinin tadıyla aynı..
sadece fındıkla yapılıyor ve tadı muhteşem görüntüsüne bakıp aldanan tadına bakma şansına eriştiyse hepsini yememek için kendini tutması lazım:))






önce kumpir yapmaya niyetlenmiş ama sonradan aklına bütün malzemeleri ekledikten sonra top top yapıp havuç ve maydonaza batırıp süslü bir görüntü elde etmek istemiş ama zamanı yetişmemiş:))
tadı tabiki çok güzeldi...






olmazsa olmaz salatamız....








bu böreğin iç malzemeside biraz değişik gerçekten harikaydı sanırım kremayla karışık bişeyler konulmuş bildiğimiz klasik peynirli böreğin dışında bi börekti...







sosyete mantısı diyorlar ama ben evde devamlı yapıyorum bizim evde gül böreği olarak biliniyor..mantı tadı veriyor bana.. yapılması çokda zahmetsiz yardım olsun diye bu börek benim elimden çıktı:))







buda köstebek pasta ben çok seviyorum bu pastayı, normalde kakolu çikolatalı pastalar yerine meyveli olanları tercih ederim ama bunun içinde muz var diye bu pastada favorim..








bu çikolata'dan hazırlanmış tabakların içine bişeyler doldurup nasılda süslemiş ben bukadar uğraşamam açıkçası:))






her birini sevgiyle özene bezene hazırlıyo ben onun yaşındayken hiç mutfak bilgisine sahip değildim hemde biz kalabalık olmamıza rağmen anneme sadece ev işlerinde yardım ederdik mutfağa girip hiç yardım ettiğimizi hatırlamıyorum..
evlendiğimde biraz bocaladım ama telefonda annemden adım adım yemek tarifi alarak öğrendim bütün yemekleri gün geçtikçe eksikler bitti şimdi gerçekten yenilir yemekler yapabiliyorum gerçi yakıp kül ettiğim bir yemek olmadı şimdiye kadar ama eskiden ya salçası az olurdu yada suyu çok olurdu artık dengeleyebiliyorum tabiki:))

bu süre 1 yıl kadar sürdü sonrasında yemek yapmakta gerçekten kendimi çokta iyi buluyorum değişik et yemekleri konusunda sevdiğim içinmidir nedir gayet başarılıyım:))
sadece pasta börek işleriyle uğraşmayı sevmiyorum oda sümeyyeye güvenip o işleri ona devrettiğimin farkında olduğum için galiba:))misafirim geldiğinde ona başvuruyorum..

bi dönem mehmetin işyerine yemek yaptırıyolardı bana yiyenler zehirlenip hastanelik oldular:(

o zaman çok üzülmüştüm nasıl, ne hata yaptımda, zehirledim insanları diye...
nedenini sonradan çözdük aldığımız kıyma bayatmış ve o yüzden zehirlenmişler güvenli sandığımız carrefour'dan almıştık kıymayı o gün bugündür ordan et kıyma almıyorum..
yaptığım en kötü şeydi o, Allah'tan kimseye bişey olmadı...zaten bana carrefourun et reyonu hijyenden çok uzak görünüyo demekki böyle şeyler yaşanabiliyomuş..