5 Temmuz 2011 Salı

ihlas marmara evleri ptt şubesindeki kendini bilmez görevli bayan!!!

Malum ben şuan, Akhisar'da tatildeyim,istanbul'dan buraya gelirken yanıma aldığım,onca eşyaya rağmen yine acil lazım olacak bi ihtiyacım çıktı,annem'de saolsun sabah sabah üşenmedi kalktı kargoyu bana göndersin diye ptt şubesine gitti,kadın sanki her daim kargo'mu gönderiyo.. nasıl gönderilir... napılır... ne bilsin..gidiceksin paketi vericeksin, adresi vericeksin, başka bi işlem yok dedim, yani halledemeyeceği bişey değil...
istanbul beylikdüzü yakuplu İHLAS MARMARA EVLERİ PTT şubesinden manisa akhisara gidicek paket..

annem 49 yaşında 3 torun sahibi bi kadın,sabahın köründe evden oraya kadar yürüyüp götürecek başka kimse olmadığı için, üstelik,aciliyetinden dolayı, paketi onun teslim etmesi gerekti,ayrıca cahil, yol bilmez, iz bilmez bi insanda değil...

beni aradı kargoyu gönderdim ama,sinirden elim ayağım titriyo,şubedi kadın bana çok kötü davrandı moralim bozuldu sabah sabah dedi...

sonrası aynen şöyle devam etti,

zaten aynı semtte bizde esnafız...

şubeye gittiğinde eline verilen kağıdı doldurması istenmiş, nereye ne yazacağını tam olarak anlamak istediği için bayana soru sormuş bundan daha doğal ne olabilirki??

hanfendi dövecek gibi azar'larcasına cvp'lar vermiş.. ''yazılar zaten küçük gözlerim tam seçemedi, tam seçemediği için bari,gözlüklerimi takayım kendim anlamaya çalışayım bu kadına sormayayım dedim'', diyo...

o esnada gözlüğüm yere düştü, çerçevesi çıktı, bende tekrar bayandan mecburen,yardım istedim...

diye anlatıyo..

bayan aynen anneme şu cümleleri kullanmış,

''(okumanız yazmanız yoksa neden geliyosunuz, gözünüz görmüyosa, gözlüğünüzü neden almıyosunuz, mademki bu işlerden anlamıyosunuz o zaman niye geliyosunuz başka birisi gelsin demiş,benim sizin doldurmanız gereken yerleri yazmam yardım etmem yasak demiş)''

''bu adres bilgilerini görevli bayanın doldurması neden yasak onuda anlamış değilim...

ben daha geçenlerde ptt kargoya evden paket teslim ettim, kapıya gelen görevli beyefendi doldurulacak formu kendisi doldurdu benden böyle bi talebi olmadı,ayrıca adres bilgilerini bilgisayara zaten giricek ne var bunda yasak olucak... belliki uyduruyo, zor gelmiş hanfendiye yardımcı olmak..''

tabi bunları, bağırarak azarlayarak söylüyor,annem''de kendisine, gözlüğünün yanında olduğunu ama şimdi burada çerçevesinin çıktığını söylemiş, ayrıca yaptığının ayıp olduğunu insan insana, insanlık icabı yardımcı olur bana hakaret etmemen gerekir dedim diyo...

o anda orada bulunan başka bir beyefendide anneme destek olmuş ve kendisine kızmış..

bu arada bu olay bizim başımıza gelince öğreniyoruzki, etrafta bizim gibi bu kadının şerrine uğrayan bi sürü insan varmış meğer, biz anlatınca herkes bizede böyle yapmıştı diye anlatmaya başladı..

facebokta bu konuyla alakalı ileti yazıyorum,

arkadaşlarımdan gelen yorum aynen şöyle..
'' aa daha hiç denk gelmedinmi sen ona çok şey kaybetmedin tugba abla emin ol..''

'' kızım onun bir eşi benzeri yok para versen bulamazsın aynısından..özel üretim :))''
diye yorum alıyorum..
milleti bıktırmış zaten..

görevli kadın için o çok terbiyesiz biri, sakın ona karşı ezilmeyin, sizde kendinizi savunun, şikayet edebileceğiniz heryere şikayet edin diyolar ...

ben böyle olduğunu bilmiyodum... ama devlet daire olunca böyle kendini bilmez oluyolar malesef, şaşırmamak lazım..özel olsa bak bakalım böle davranabilirmi anında kapıya konulur!!

koskoca kadın gittiğim andan itibaren bana nefret dolu bakışlarla neden gelmiş buraya dercesine zoraki işlem yaptı diyo...
saygısız!!

insanlık icabı herkes birbirine yardımcı olur, annem orada okuma yazma bilmiyoda olabilirdi, gözleri görmüyen cahil biride olabilirdi.. böyle bi durumda o kapılardan içeri girme hakkı olmayacakmıydı nasıl bi anlayış nasıl bir disiplin anlamak güç!!

ayrıca herşeye rağmen konuşma tarzı kendisinin nekadar görgüsüz , cahil ve kaba bir insan olduğunu, orada sadece para için oturduğunu, aslında bulunduğu yerden menuniyetsiz olduğunu gösteriyor..

annem bana bunları anlatınca o sinirle gereken bir sürü yere mail attım..

şikayetlerimiz netice alırmı bilmiyorum ama gereğinin yapıldığını görmek ve bilmek istiyorum!!

bu başı boş, kendini orada bişey sanan, sanki başbakan'mış edalarındaki personellere neden bi çeki düzen verilmiyor???

bana denk gelseydi keşke bu kadın...o zaman ben ona özel bi ilgi gösterirdim ama o sert kayaya çarpmamış henüz bundan sonra her an çarpabilir:))

2 Temmuz 2011 Cumartesi

yaramaz çocuklar arasında tatilmi olur yaa:)

ev'ceğizimi çok özledim gözümde tütüyo valla, mehmet desen ayrı bi dert kızkardeşim onun ben yokken nasılda gariban kaldığını söyledi geçen akşam, içim sızladı ağlayasım geldi ,hatta hemen toparlanıp eve dönesim bile gelmişti,ama hala burdayım yeterince içimi sızlatamadılar hainler :))
beni gaza getirip, dönüşümü erkene aldırtacaklarya,her telefonda bana mehmet'in garibanlıklarını sıralıyolar:))

akhisar tatili bu sefer biraz yorucu,çocuklarla başım feci dertte,Ali Hamdi'yle Emirhan Buğra'yı akşama kadar ayırıcam diye mahvolmuş durumdayım en son, dün evde çığlıklarım yankılandı:)

aaaa yeter yaa,
ben tatilemi geldim??
 çocuk bakmayamı???
 ikinizide görmek istemiyorum!!
gidin artık başımdan, rahatça başımı dinliyim diye bas bas bağırdıktan sonra onları kapı dışarı atıverdim:))

sırf bu yüzden eve erken dönmeyi düşünebilirim, ebru çalışıyo zaten birlikte bi plan yapabilme şansımız yok, evde çocuklarla boğuşmakta bayaca yorucu e, mehmet'ide çok özledim gitsemmiki bu hafta:)

not:bu yazı mehmet okursa diye biraz ima içerebilir:)

26 Haziran 2011 Pazar

halil eniştem için beko'da sürpriz doğum günü partisi:)

Bu yıl denk geldi,eniştemin doğum günü'nde akhisarda bulunmuş oldum..

selma ablam geçen yıl yine bu tarihte, eniştem için sürpriz bi plan yaparken gereksiz bazı insanlar yüzünden bu güzel günün tadı kaçmıştı...

bu yıl her şey yolunda, bu defa sürpriz'imizi mahvedicek bi durumda sözkonusu olamayacağı için rahat rahat kutlamamızı yaptık:)






keyifler yerindeydi eniştem çok mutlu oldu hatırlanmak güzel tabi:)



pastamızı hediyemizi aldık mağazaya gittik,yedik içtik akşama kadar oturduk çok tatlı, 2 tane bayan var işyerinde, onlarla sohbet muhabbet ederken akşamı ettik..






bu arada,ne zamandır almak istediğim ama bi türlü denk getiripte alamadığım saç düzleştiricisinede sahip oldum bugün,

valla,çok mutluyum, artık elimin yatkın olduğu, saçlarımı kabartmayan iyon teknolojili saç düzleştiricim oldu:)

halil eniştemin akhisar'da BEKO bayisi var, bugün orda ürünlerin yanından geçerken bu düzleştirici gözüme çarptı ,bianda gözlerim ışıldadı valla:)




gün galiba bugün dedim, hemen atladım, eniştem illaki hediye edicem diye tuttursada o zaman almıyorum deyince, oldukça iyi bi fiyata saç düzleştiricisine sahip oluverdim,galiba bi dahaki gidişime bi tanede şarjlı el süpürgesi sahibi olucam şimdiden aklımda:)

dün gece (eltim)ebru,  görümcem) selma,ve ben sırayla saçlarımızı boyayıp sonra'sındada saçlarımızı düzleştirdik:)
biz kadınlar böyleyiz işte kendimizle uğraşıp mutlu oluyoruz daha ne olsun:)

gecede  ben selma ablamlarda kaldım,ebrularda ordaydı...geç saatlere kadar oturduk beyler  çiğ  köfte yaptılar,yana yana yedim napim çok seviyorum:)
klasik oldu artık ben geldiğimde sık sık bu çiğ köfte yapıp,yeme geceleri düzenlenir oldu:)


tatil dolu dolu geçiyo ama mehmet olmayınca bi yanım eksik onu hiç açmayayım o zaman buruluyo içim:(

24 Haziran 2011 Cuma

yürüyüş yaparak zayıflarmıyım tatilde:)

tam tamına 50 dk. hızlı tempoda topuğumdan ter çıkana kadar yürüdüm,bi 10 dk. daha yürüyebilmeyi isterdim ama ilk günden ölmeyeyim dedim:)

bu şekilde hergün yürürsem heralde bayaca incelirim diye hayal ediyorum bakalım:)))

bu arada akhisarın yarsını gezmiş olabilirim yürüyüş vesilesiyle:)))))

yemeden içmeden kesilmeden hergün böyle yürüsem acaba incelirmiyim evimize döndüğümüzde fit bi tuğba olurmuyumki:)

deneyelim ve görelim......

TATİL BAŞLASIN:)

bizim evde 1 yıl boyunca yaz gelsin akhisara gidicez hayali kuruluyo,emirhan buğranın akhisara gitme aşkı bitip tükenmek bilmiyo,sonunda bizim için beklenen gün geldi, kızkardeşimle eşi bu tarafa aile ziyaretine geliyolardı,malum onlar yeni evliler,şu sıralar birbirlerinin memleketlerini gezip akrabalarla tanışma kaynaşma faslındalar:)


onlara yolcuklarında bizde eşlik ettik sayelerinde rahat bi yolculuk geçirerek akhisara geldik...

burdan sonra emirhan buğrayı tutabilene aşkolsun şuan sokaklarda deliler gibi geziyo, oynuyo,zıvanadan çıkmış halde:)

burası benimde büyüdüğüm mahalle...

oynadığım oyunlar hala gözümde canlanıyo,ilkokula burada başladım,genç kızlığım burada geçti, oğlumun babasıyla burada tanıştım, her köşesinde başka bi özelllik var... oğlumda annesiyle babasının büyüdüğü bu mahallede oynasın hatıraları olsun istiyorum..

tek canımı yakan kafamı biraz uzatıp baktığımda ananemin evini gördüğüm halde ona gidip sarılamamak onu görememek:(

dedemizin evinin altında çok şeker bi mahalle bakkalı var,akşamüstleri hanımların muhabbet sohbet etme mekanı olma özelliğinide taşıyo:) o muhabbetleri kaçırmak istemiyorum , çok eğleniyorum:)

emirhan buğra dedesinin bakkalından  yiyebildiği kadar bedava çikolata ve dondurma götürüyo,başa çıkamıyorum artık herzaman değil ya senede bir nasıl olsa diye koyverdim gitti:)

malesef çocuğumun ucu kaçmış durumda sürekli kurallarla uyarılarla onu yormak istemiyorum saldım gitti derken  galiba fazla rahat davrandım , çocuk dün güneşte fazla kaldı,  gece sürekli burnu kanadı bu gece bayaca uykusuz kaldım bu gün sersem gibiyim, uykudan gözümü açamıyorum,

bu gecede burnu kanamaya devam ederse bize doktor yolları göründü demektir,
burun kanama meselesi bayaca canımı sıktı  (görümcem) selma ablamın oğlu ''talha'' oğlumun  bekçisi gibi, sürekli peşinde... talhaya,fazla güneşte kalmamaları yönünde sürekli uyarı yapıyorum artık Allah korusun...

ama  akhisar yanıyo yanıyo kavruluyo, sıcaktan elim kolum kalkmıyo anca ordan oraya uzanıyorum,komşular teşhisi koydu sana nazr değmiş hemde bak kadın nazarı erkek nazarı deyip deyip okudular beni:) üflenmekten uçucam az kaldı:D

 az sonra,yürüyüşe çıkıcam iyi gelir belki..


buda artist oğlum feribotta..




topçulardan feribotla karşıya geçiyoruz..





yolumuzun üzerinde yalovada  sümeyye'lerin yazlığına uğradık ufak bi mola
verdik,



bahçedeki sessizlik otların hışırtısı tam bir kafa dinleme evi..




emirhan buğra için fazla sessiz geldi anne burda kalmayalım burda insan yok biz babanneme gidelim deyip durudu:)





oğlum poz versene de yeterki ona:)
şekilden şekile giriyo:)




balböceğim:)





araba emirhana dar geldi ne çenesi durdu nede eli kolu..
onu zaptedicem diye canım çıktı bıraksam araba kullanan eniştesinin tepesine çıkıcak..
şımarıklığı tavan yaptı yol boyunca...
biz onunla yolculuğa çıktığımızda gece gitmeyi tercih ediyoruz o uyuyunca rahat rahat geçiyodu yolculuğumuz bu defa gündüz canımıza okudu..






kısa kısa tatil notları atmayı çok istiyorum ama bakalım zaman bulabilecekmiyim traviana bile bakamaz oldum inşallah bu tatilde bu travian oynama işindende vazgeçerim bağımlılığımdan kurtulurum diye umuyorum:))
şimdilik akhisardan haberler bu kadar:)






12 Haziran 2011 Pazar

BAŞARI'sıyla TARİHE DAMGASINI VURAN BÜYÜK LİDER...

    Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı canı gönülden tebrik ediyorum yolun açık olsun başbakanım....








2023 türkiyesinde, herkesin şanslı olacağı bir ülkede yaşadığım için mutluyum..


10 Haziran 2011 Cuma

ÇATALÇA ANTİK KÖY KABUSU...

         Bloğa uzun süreli bi aradan sonra tekrardan bi dönüş yapmaya karar verdim:)
aslında güzel şeyler yazarak başlamak daha hoş olurdu ama bugün bunu yazasım geldi:)





biz geçen hafta sonu Büyükçekmece Çatalca Yolu Ahmediye Köyü üzerindeki  antik köy var, ailece oradaydık, zaman zaman balık tutmaya giderken sürekli önünden geçtiğimiz bi yer, hep merak ediyodum, dışardan güzel bi yermiş gibi görünüyor…

 bazı gidenlerdende güzel bi yer olduğunu duymuştum, hayvanlar varmış, çocukları çok eğlenmişler falan diye anlattıklarını anımsıyorum...

hafta sonu olduğu için'midir bilemiyorum ama ,hiç boş yer yoktu, girişten itibaren en sona kadar gidip, sonunda oturabilecek biyer bulduk, oturacak olduğumuz  masalar henüz toplanmamıştı,başkada boş yer olmadığı için, mecbur henüz toparlanmamış masaya oturduk...
 nasıl olsa hemen biri gelir toplar sanıyoruz:)
uzun süre beklediğimiz halde masayı gelipte toparlayan olmadı ...
üstüne birde kalabalıkla içiçe oturmak zorunda kaldık ya sinir oluyo insan..

 daha iyi bi yer bulurmuyuz ümidiyle eşlerimiz dolanıp durdular, ama heryer doluydu...

 oturduğumuz yerden kalksak, orasıda gider, en iyisi bulduğun yerin güzelliği nasıl, manzarası nasıl diye bakmadan, otur oturduğun yerde vaziyeti oldu:)

… milletin mangallarıının dumaları birbirine giriyo ve hava yerine duman solumak zorunda kalıyosunuz ..sağdan soldan mangalların kenarlarından geçmeye çalışıyosunuz ,çocuklarınız mangallara takılıp yanabilirler... ortalıkta onca kalabalığa rağmen az sayıda dolaşan personelin üzeri kirden pislikten mide bulandırıcak kadar kötü bir görüntü içeriyor...

ayrıca artık kirden, lekeden elimle tutmaya iğrendiğim sandalye minderlerinde oturup nasıl yemek yiyeceğimizi düşündük..

masaların bazılarının altı örümcek ağlarıyla doluydu pisliğin hangisini anlatacağımı bilemiyorum…

 pislik, pislik, pislik,başka bişey diyemiyorum,yoğunluktan gelip bakmıyolar bile... önümüzde bekleyen başkasının yemek yediği ,pis masayı uzun süre sonra isteksizce toplamaya gelen personele eşimle kızkardeşimin eşi yardımcı olmak zorunda kaldılar...

yoksa o masa dahada toplanmayacaktı..

bi köşede, yerde tepsilere toplanmış henüz fırsat bulunup yıkanmaya götürülememiş bulaşık yığınları vardı, ve insanlar onların yanından geçip gitmek zorundaydılar,yolu kapatacak kadar saçılmış bulaşık tepsileri ortalığa...

rezaletti diyebilirim... masaya zaten dokunamıyosunuz, yağ içinde o ağaç masalar,
neyseki  o naylonu serdiler ama naylon serip servis açmalarıda bi garip, kötü bi tercih bence, naylon işi...

garson önümüze tabakları kaşıkları topluca bıraktı, biz servislerimizi kendimiz açtık adamlara zaten acıdım yıkılıcaklar yorgunluktan:)

garson kendisi dedi,abi 2.haftam ama son haftam diyo gariban, resmen sürünüyo... kovulmayıda göze almış hiç umrunda değil hizmet:)

 o kadar dayanılmaz bi yer yani:)

nefes alamayarak, mangal dumanları içerisinde piknik havasından başka hertürlü kötü şartların altında, karnımızı doyurmaya çalıştık...

 ben tek olsam asla orada oturmazdım ,ama ailecek gittik ayıp olmasın diye herkes sesini kesti oturdu..kimse halinden memnun değildi..

bütün bunların sonunda akşama eve mikrop kapıp gidicez ağzımızmı yara ,olucak zehirlenecekmiyiz diye gülüşürken,önümüze gelen hesap 407 tl idi:)

eğerki gerçekten bu paraya değecek bi yer olsa hiç acımazdım, ama resmen içime oturdu..

biz sarı köşkte tıka basa yiyoruz  boğaz manzarası eşliğinde, temiz ferah mis gibi... yarsını ödüyoruz bu gelen hesabın..

burayı beğendiğini söyleyen  insanlara şaşıyorum,demekki hiç doğru düzgün biyer görmemişler diye düşünüyo insan.. nasıl bayılırda anlatırlar hayret bişi yaa..

ben dışarda yemek yediğimiz yerleri zor beğenen biride değilim, hakikaten elle tutulur bişey bulmak istedim ama bulamadım..

insanlarla içiçe oturduk dipdibe sıkışık halde:)

 sular kesik,abdest alamadık akşam namazı için eve döndük alelacele.. ıslak mendil istiyosun garsona gidip almak zor geliyo getirmiyo:)

 ellerimizi bile yıkayamadık... akşam oldu biz en alttaki sıradaydık elektrik yok, karanlıkta oturmak zorundasın zaten hayvanların kokusu yüzünden üst taraflarda oturmakta mümkün değil..

ve inanılmaz bi kalabalık vardı,işin en ilginç yanıda bence buydu...

hem iğrenç, hemde bu kadar talep var, üstüne üstlük böyle biyer için herşey pahalı ...

insanlar et kuyruğuna girmiş, nasıl oluyor bu iş inanamadık...

 asla 2. defa gitmeyeceğim biyer boğazda yemek yerdim ferah ferah bu paraya…

kokuşmuş, yerlerdeki peçetelerden, çöplerden geçilmeyen, asla hizmet olmayan bakımsız bi mekanın bu kadar yüksek olması zaten inanılır gibi değil..

yediğimiz etin miktarıda öyle doyurucu miktar değil herşey tadımlık oldu diyebilirim..herkes gitsin bi denesin ben kendi adıma kimseye tavsiye etmiyorum, bloğumdada yazıyorumki fikir edinmek isteyenlere buradan referansım olsum:)
 dileyen gider test eder, herzaman'mı böyle, yoksa bizemi denk geldi bu rezalet, orasını bilemem…

burayı beğenen insanların hijyenden uzak yaşayanlar olduğunu düşünücem bundan sonra:)

söylenecek çok şey var,o zavallı hayvanların eziyetinide bi zahmet hayvanları sevenler gidip görsünler ,bas bas bağırıp hayvanlara eziyet edilmesin deyip tv'lere çıkanlar, buralara uğramadılar galiba..bu konuyuda gereken yerelere ileticem en kısa zamanda.. işletmecisi bu kadar eleştiriye nasıl kulak tıkıyor şaşıyorum… heralde nasıl olsa gelenim çok, gerisini salla diyip paralarını saymaya yetişemiyodur:)

işte böyle bir hafta sonu geçirdik bi dahamı aslaaaaa:))

9 Ocak 2011 Pazar

SHOW TV'yi KINIYORUM BU REZALET MUTLAKA DÜZELTİLMELİ!!!

SEVGİLİ ARKADAŞIM ''FATMA'' BENİM DÜNYAM BLOGUNDA MUHTEŞEM İAHANET BAŞLIĞIYLA PAYLAŞMIŞ OLDUĞU BU POSTU BENDE KENDİSİNİ DESTEKLEYEREK BELKİ DUYULUR BAŞKALARININDA BUNA TEPKİSİNE SEBEB OLURUM DİYEREK YAYINLAMAK İSTEDİM..
SÖYLENECEK ÇOK SÖZ VAR ASLINDA...
LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYALIM...RTÜK NERDE ÇOK MERAK EDİYORUM...



TÜRKİYE ÖZEL HABER

M.KURTBAY ÖNÜR



Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatından kesitler sunulacağı iddiasıyla çekimine başlanan ve SHOW TV’de yaklaşık bir aydır tanıtımı yapılan Muhteşem Yüzyıl dizisi, daha fragmanda pot kırmaya başlayınca halkın büyük tepkisine sebep oldu. Hürrem Sultan’ı Kanuni’nin tacizine uğrayan bir kadın, Kanuni’yi de sadece Harem’de kadın kovalayan kişiye benzeten, Kanuni portresinin dışında İngiliz Kralı 8. Henry’yi anlatırcasına işlenen dizi bu akşam yayınlanıyor. Muhteşem Yüzyıl Dizisi daha yayınlanmadan fragmanları televizyon izleyicisini ve Türk halkını ayağa kaldırdı. ‘Ecdadımız reyting uğruna karalanmasın’ diyen birçok kişi dizisinin yayınlanmaması için sosyal paylaşım siteleri kurdu. RTÜK’e şikayet mailleri, mektupları ve telefonları yağdırdı. Dizide özellikle “harem” görüntüleri ile Sultan Süleyman Han’ı oynayan aktörün konuşma tarzı, davranışları ve dengesiz bir şahsiyet gibi gösterilmesi, Osmanlı’yı “harem”den ibaret olarak gösteren çarpık tarih anlayışının bir ürünü olduğu şeklinde değerlendirildi. Ayrıca dizinin sitesinde Hürrem Sultan’ı hamamda çırıl çıplak yıkanırken tasvir eden fotoğraflar ve saray kadınlarının kıyafetleri, Kanuni’nin Valide Sultan’ın elini öpmesi hem tarihi gerçeklere hem de manevi değerlere aykırı bulundu.



TARİHÇİLER TEPKİLİ

Diziyle ilgili ilk tepkiler tarihçilerden geldi. Batının Osmanlı paradigmasından daha sakat bir bakış açısıyla dizinin çekildiğini söyleyen Kanuni kitabının yazarı Oktay Tiryakioğlu, salt reyting kaygısıyla çekilen dizinin tarihi saptıracak yönlendirmelerle dolu olduğunu söyledi. En sert tepki ise Yazar Yusuf Kaplan’dan geldi. Aynı zamanda İstanbul Kültür Başkenti Ajansı’nın Sinema Direktörü olan Kaplan, “Kültürden yoksun cahil insanların işi” diyerek sert eleştirilerde bulundu.



SON YILLARIN EN PAHALI DİZİSİ

3.5 milyon liralık bütçe ile Türk televizyon tarihinin en pahalı projesi olan “Muhteşem Yüzyıl” dizisi için Topkapı Sarayı ve birçok tarihî mekanda çekim yapıldı ve 2 bin 100 metrekare alan üzerine dev bir plato kuruldu.



İnternette ‘izlemeyin çağrısı’

Diziyi protesto etmek isteyen internet kullanıcılarından bazıları sosyal paylaşım ağı Facebook’ta “Muhteşem Yüzyıl Adlı Rezalet Diziyi Protesto Ediyoruz!” grubu oluştururken, gruba ilk günde yazılan yorum sayısı beş bini buldu. Yapımcılara mektup da yazan izleyiciler, yazdıkları mektupta şu ifadelere yer verdi: “Bizler Facebook gibi sosyal platformda yüz binlerce üyesi olan sayfa ve Osmanlı torunları olarak, ecdadımızın kemiklerini sızlatacak hiçbir etkinliğe, oluşuma izin vermeyeceğimizi sizlere ilan ediyoruz. Ecdâdına ihanet edenlere karşı birlikte hareket edelim” mesajları veriliyor. İnternet sayfalarında RTÜK’ün 444 1 178 nolu şikayet hattı vatandaşlar tarafından aranıyor.





PROF. DR. EKREM BUĞRA EKİNCİ: KOMİK DURUMA DÜŞERLER

Prof. Dr. Ekrem Ekinci, Tudors dizisini daha önce yakından takip ettiğini belirterek, “İngiliz tarihini bire bir diziye aktaran tarihçiler ve sanat yönetmenleri 8. Henry dönemini başarıyla aktardı. Yerlerde sürünen İngiltere dönemiyle, zamanın en büyük devleti ve padişahını, Tudors dizisiyle örneklemeleri çok saçma. Tudors’un Osmanlı tarihiyle ne ilgisi var. Bir kere tarihi gerçeklere hiç uymuyor. Senaryoda ve fragmanda ‘Benim hasmım Şah İsmail değil, Kral Henry, Fransuva’ diyor. Ama Şah İsmail o dönemde ölmüştü. Ayrıca Fransuva Kanuni’nin valisi hüviyetindeydi. Kanuni’nin bir mektubuyla Fransa’da kararlar değişirdi. Fransa’da bile dans ve kadınlı erkekli eğlenceyi yasakladı. Ayrıca bütün padişahların ve Kanuni Sultan Süleyman’ın içki içtiğine dair bir belge bir vesika mı var?.. İçkiyi yasaklamış padişahın ve bütün Müslümanların Emiri’ni bu şekilde lanse etmek büyük ayıp ve rezalettir. Bir kere Osmanlı’da normal ev hayatında bile dekolte giymek ayıptı. Dizideki kostümlerin hiçbirinin Osmanlı hayatıyla ilgisi yoktur. Bu nasıl sanat yönetmenliği. Bu arkadaşlar müzeye de mi gitmediler. Bunlar Osmanlı lehçesiyle değil. Hamamcı gibi konuşuyorlar. Saray erkek ve kadınlarında Amerikan dizilerindeki davranışları görüyoruz. Osmanlı’ya uyarlanınca çok komik oluyor. Cariyeler Harem’de çalışırlar, öğrenirler, lisan, fen ve sanat ilimleri ile eğitilirler. Cariyeler fahişe değildir. Harem de hamam değildir. Hürrem Sultan’ı öfkeli, isyankâr ve hırslı bir kadın gibi göstermişler. Bağırmak çağırmak histeri kadın alametidir. Sarayda bir kızda serkeşlik, dikbaşlılık görülürse biriyle evlendirilir ve saraydan çıkarılır, saraydan def edilir” dedi.





PROF. DR. SEMAVİ EYİCE: Tarihe kara çalıyorlar

Son dönemin büyük tarihçilerinden Prof. Dr. Semavi Eyice dizinin geçmişe yapılan büyük bir saygısızlık olduğunu belirterek, “Devlet adamlarımız tedbir almalı. Bu dizi yayınlanırsa Türk tarihi ve Türk medeniyeti zarar görür. Devletimizi tarihimizi temsil edenlere karşı saygısızlıktır bu. Tarih böyle mi aydınlatılır... Yoksa bu kara çalmak mıdır? Kanuni Sultan Süleyman’ı bir filmle, bir dizi ve romanla yok etmeye çalışmak boşuna zahmet olur” diye sert tepki gösterdi.



AZİZ ÜSTEL: HÜRREM DEĞİL; EMMANUEL

Gazeteci-yazar Aziz Üstel köşe yazısında diziye şok benzetmede bulundu: “Yakında yayınlanacak “Muhteşem Yüzyıl”ın fragmanlarına baktım, inanamadım! Sözüm ona Kanuni’nin gençliği, Hürrem’le aşkının anlatıldığı bir dizi diye tanıtılmıştı. Fragmanlar, gençlik yıllarımda izlediğim, Emmanuel Arsan’ın romanından yapılan, Silvia Kristel’in başrolde oynadığı “Emmanuel” filmini hatırlattı bana!



ÖZDEMİR: TAMAMİYLE YALAN

Tarihçi yazar Mehmet Niyazi Özdemir, “Osmanlı Sultanları’nın bir vasfı Sultanlık diğer vasfı Hilafet’tir. Şeyhülislamlık Osmanlı Sultanları aykırı bir durumda hareket ettiklerini hissetseler bir fetva ile tahttan indirirler. Kanuni Sultan Süleyman ahlaken, idraken dahidir” dedi. Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu ise, “Kanuni bir sapık olarak gösteriliyor. Tarihte böyle bir Kanuni portresi yoktur. Bütün hayatı seferlerde geçmiştir. Avrupalı tarihçilerin bile “Grand Sinyor” olarak nitelendirdikleri Kanuni Sultan Süleyman’a yapılan bu hakareti milletin vicdanı kabul etmez” diye konuştu.


SAYIN BEKİR HAZAR BEYİN YORUMUNUDA EKLEMEK İSTEDİM LÜTFEN ONADA GÖZ ATALIM..
Yazmakla allame-i cihan olunmaz

16 Aralık 2010 Perşembe

yeni bir mim:)

benim dünyam 'dan gelen mimler artık olmazsa olmazım oldu mim deyince aklıma fatma geliyo beni unutmayıp her seferinde sevindiriyo saolsun:)
teşekkür ediyorum arkadaşım:) cvplarım biraz aceleye geldi sanırım,
 ama bu ara çok yoğunum aklıma gelenleri bi çırpıda yazıverdim düşünmeye zamanım olmadı:)


MİM...

1.Yeni yıla nasıl ve kimlerle girmek istersin?


arkadaşım fatma'da benim vereceğim cevab'ı vermiş zaten, bizim yeni yılımız geçti bile, hicri sene başını kutlamayı akıl eden kaç türk insanı oldu bilemiyorum ama biz kutlamıştık:)
ben bu mim'i yakın zamanda girmiş olduğumuz müslümanların yeni yılı adına kabul diyorum ve o güne göre cvp'lıyorum gelicek olan yeni yıl beni ilgilendirmiyor...

yeni yıla girdiğim gün,
 o gün hiç bir aksilik yaşamamış olmayı güzel bir yıla sıkıntısız başlangıç yapmayı istiyorum, temiz bi sayfa gibi yani:)
tabiki eşimle beraber:)


2. Yeni yılda neler yapmak istiyorsun?

gerçekleştirmek istediğim Allah nasip kısmet ederse bi çok planım var bunları burda yazmaya kalksam bayaca uzayıp gider ama kısmetse çok yoğun geçeceği şimdiden belli olan bir tempodayım:)




3.Yeni yılda ne olursa mutlu olursun?
kızım olursa çok ama çok mutlu olurum:)


4. Yeni yıla dair mesajın nedir?

insanlara mesajım: gitgide çoğalan  vijdansız kalplere biraz daha merhamet ve sabır ,ailem içinde, içinde bulunduğumuz tüm konularda huzur verici son'lar diliyorum.hep iyi haberler sevinçli günler yaşayalım tüm sevdiklerimle..

herkese sevgilerimle..

9 Aralık 2010 Perşembe

her türlü firma'dan uğradığınız mağduriyetlerinizi sikayetim.com'a yazın sıkıntınız çözülsün:)

Benim hakkımı arayıp sonuca ulaşmama artık kimse şaşırmaz oldu:)
bugün bi arkadaşımın kredi kartından çekilen yıllık kart aidatına itiraz ettik üzerinden 4 saat bile geçmeden alınan para kartlarına geri iade edildi:)
ben şikayet sitesine yazalım dediğimde neslihan olmaz falan diye düşünüyodu, ama ben ısrarcı davranınca deneyelim bari dedi:)
sonra bana teşekkürlerini iletmiş face'ten:)
bende buradan denk gelipte bloğumu okuyanlara seslenmek istiyorum ,kredi kartı kullanıcısıysanız ve kartınıza yıllık kart kullanım  ücreti olarak yansıtılan 35 tl ve üzeri  tutara itiraz etmenizi tavsiye ediyorum...
çok kolay, 10 dakikanızı ayırın ve şikayetinizi internet üzerinden bildirin kesinlikle size geri dönüş yapılıyor aksi durumda benim elimde bi form var onu doldurup faks'larsanız hiç uğraşmanıza bile gerek yok:)
sikayetim.com buraya girip üye olduğunuzda, her türlü mağduriyetiniz için firmalara sizin adınıza aracılık yapan bu site oldukça yüksek bir oranla çözüm garantisi veriyor..şikayetlerinizi yazmaktan çekinmeyin hakkınızı arayın bu çok önemli...
denemekte yarar var;)
ben tavsiyemi yaptım gerisi size kalmış:)

8 Aralık 2010 Çarşamba

ÇOCUKLARIMIZA KARŞI.....

İyi bir anne-baba dendiği zaman, çocukları ile ilgilenen ve onları terbiyeli olarak yetiştiren kişiler hatıra gelir.
her nekadar bunları hepimiz biliyo olsakta arada bir göz gezdirdiğimizde kendimize biraz daha dikkat edebiliyoruz..
çocuklar her yaptığımızı kayıt cihazı gibi kaydedip hiç beklenmedik bi anda karşımıza çıkardıkları bizim hatalarımız ve dikkatsizliklerimiz yüzünden öğrendikleri kötü alışganlıklarını  hoşumuza gitmeyecek davranışlarını sergileyebiliyolar..




Şunları hiç unutmamalıdır:
•Sakın küçük demeyin, terbiye beşikten başlar.



•Kararlı olmak, çocuğu kötü hareketten önler.



•Çocukla arkadaş gibi olup, ona değer verilir.



•Aile içindeki geçimsizlik, çocuğu çok sarsar.



•Her kötü hareketine, hep göz yumulmaz.



•Hata, kızarak değil, öğreterek düzeltilir.



•Hiçbir zaman onlara yalan söylenmez.



•Aynı harekete bir iyi, bir kötü denilmez.



•Düşünceler, inandırılarak benimsettirilir.



•Çok sertlik gibi, çok şefkat de zararlıdır.



•Sözünden çok, yaptığına değer verilir.



•Onun yanında başkaları çekiştirilmez.



•Terbiyeden anne ve baba mesuldür.



•Çocuklar hiçbir zaman kötülenmez.



•Onlar yalancılıkla asla suçlanmaz.



•Çocuğa verilen sözden dönülmez.



•Sırlar onların yanında açıklanmaz.



•Samimi olduğunuza inandırılır.



•Konuşmaktan ziyade yaşatılır.



•Kibirlenmesine göz yumulmaz.



•Başkalarına yardıma alıştırılır.



•Hayatın zorluğu öğretilir.



•Sabırlı olması öğretilir.



•Her istediği yapılmaz.

6 Aralık 2010 Pazartesi

SÖZ BOHÇA'LARINI GÖTÜRMEDEN ÖNCEKİ HAZIRLIKLARIMIZ:)

MAŞALLAH
DİYORUZ DİMİ:)

bize söz gelmişti, önceki postlarımda onlardan bol bol bahsettim, şimdide sıra bizdeydi,
 iadeyi ziyaret için bizde hazırlığımızı yaptık ve sözümüzü götürdük:)
çikolatalar güzel biyerden referans alınarak tarafımızdan hazırlandı bence çok daha bile güzel oldu:)
çokta ukalayım Allah kahretmesiin:)









çikolatalarımızın son hali:)





bu bol fotolu bir post olucak, ayrıca reklam içericek, çünkü bohçalarımızı işleyen yer gerçekten çok özel bi yerdi ...
nereye bakarsak bakalım bu kadar dikişi güzel, deyatlara önem verilen, güzel işçilikle hazırlanmış şık şeyler bulmak mümkün olmadı..
bunun üzerine kendilerinin reklamını yapmazsam olmaz tabiki ...







seccade-havlu-şase-bohçadan oluşan dörtlü takım
bohça olarak kullanıldıktan sonra, diğer parçalarınıda aldığımızda salon takımı olarak kullanılabilecek
şekilde tasarlandı...
üzerindeki işlere gelince gerçek swarovski taşlarla ve fransız danteliyle tamamlandı..
fransız dantellerinin üzeri yine parlak pul ve boncuklarla işli...
 şuanda renk beyaz gibi duruyo ama krem renginde...





bohçanın genel görünüşü bu şekilde..






bu havlumuzda aynı şekilde,
 dantellerin üzerine yapılan işler tamamen el işçiliği..





seccade burada göründüğünden çok daha özel görünüyordu ve açıldığında çarpıcı bir ışıltısı vardı..
daha sonra ben bikaç yerde bu tarz işlerle hazırlanan bi kaç seccadeye baktım, o kadar basit bir işçilikle hazırlanmışki insanın, bu ne yaa falan diyesi geliyo...
 satenlerinden tutun, üzerindeki işlemelerin basitliği, seccadenin boyu eni bile bi garip,
ayrıca istenilen parayı duysanız şoka girersiniz..




halen daha çeyiz için yapılması gereken 10 tane  seccadeye ihtiyacımız var ,ama bi
türlü doğru düzgün bişey bulamadık..
sanırım seccade artık çokta aranan bişey değilki, bunlara özen göstermiyor firmalar:(
olabildiğince basit işlerle yapılmış, kalitesizi geç, zevksizlik abidesi şeyler var piyasada..
bizim istediğimiz,
 bu söz için götürdüğümüz kadar şatafatlı bişey tabikide değil...
bu özel birşeydi ve 1 tane olması yeterli oluyor..
sade ama şık bişeyler hayal ediyoruz,
 seccadelerin dikkat dağıtıcı olmamasına özen göstermek gerekiyor,
bununda düşünerek içimize sinicek modellere ihtiyacımız var, son günlerde bunun araştırması içerisindeyim bakalım nasıl sonuçlanıcak..




diğer parçalarını tamamladığımızda özel bi salon takımı ihtiyacı ortadan kalkıcak..




bu işleri yapan atölye tesadüfen bizim mağazamızın çok yakınında ve bu güzelliklerin başındaki titiz bayanlar bizide çok seviyolar,  ayrıca perde müşterilerimizden kendileri..
çok uzun zamandır dubaideki bi fuara katılmak için hummalı bi çalışma içerisindeydiler, oldukça yoğun geçen hazırlık döneminde bizde bayaca fikir sahibi olduk...
 çok özel şeyler gördük, keşke imkan olsaydıda hepsini burdan gösterebilseydim..
hayal ve zevklerin artık doruğa ulaştığı, gerçekten inanılmaz şeyler götürdüler oraya..
haliyle zenginlik ve şatafatın biraraya geldiği biyerdeki fuara katılınca, yapılan işlerde paha biçilemez oluyo:)
biz burada onlarla komşu olmanın avantajına bayaca sahiptik ve gerçekten elde edilmesi güç bi şans kapımıza geldi:)
bu güzel ürünler onların ellerinden çıktı, bize fiyat konusunda ciddi anlamda yardımcı oldular..
kervan çeyiz , nişantaşı, ve fatih kıral benim bildiğim bazı referansları..
atölyeleri beylikdüzünde, buradan sipariş verdiğinizde  fiyat epeyce farkediyor, ilgilenlere irtibat kurmaları için yardımcı olabilirim,
 yapılabilicek özel her şeyi gerçekten muhteşem bi şekilde teslim ediyolar..




benimde bu sayede fikrim geldiiii:)
emirhan buğranın sünnetinde bütün kıyafetlerinin işlemesini onlar yapıcaklar şimdiden söz aldım:)
klasik bilinen kaftanlar bi türlü içime sinmiyodu, sanırım aradığımı artık buldum:)
kısmet olursa o güne kadar, Allah nasip ederse böyle bi hayalim var:)
şimdiden birikim yapmaya başlamalıyım ama:(




seccade havlu ve damada alınanların konulacağı şaseden biraz detay...









seccadenin işlemelerinden minik bi görüntü..








şase denilen şeylerin yerine, artık içine eşyaların rahatça sığdırılacağı şeyler gelmiş:)
biz eskide kaldık tabi 9 yıl oldu:)
benim zamanımda dantel modaydı, benim söz bohçam ,seccadem, şasem a'dan z'ye danteldi:)
o zaman onlarda çok güzeldi, sümeyye şimdi bana gülüyo aman napim dedim,
 9 yıl sonra bende senin swarovskilerinle dalga geçerim dimi ama:)
unutmayımda bu postu 9 yıl sonra okuduğumda hatırlayayım bari:)









taşların ışıltısı pullarla, boncuklar parlak kumaşlarla,dantellerle ve güzel bi işçilikle biraraya gelirse banada maşşallah demek düşüyo:)
önemli olan onların mutluluğu bu detaylar ağız tadı olmazsa hiç bişey ifade etmez ,ne düğünler, neler görüyoruz herşey muhteşem başlıyo,sonu yıkılan evlilikler, mutsuz kalan gencecik insanlarla bitiyo..
 dolu heryerde:(
inş. huzurları daim olur kimse üzülmez...








şase üzerindeki işler hepimizin ortak kararı...
ikimiz çeyiz  kararı bize bıraktı, biz normalde sadeliğin şık olduğunu düşünüyo olsakta, malum orta yaş hanımlarımız yapılan işte ne kadar çok işçilik ve şatafat  varsa o kadar güzel olduğunu düşünür
diye düşünerek biraz daha fazla süs püs katttık:))
bu şaseyi daha sonra bi çekmece içerisinde kullanabilir yeterince süslü oldu:) 







bunlarda damadımızın cicileri:)
çok güzel bi alışveriş oldu hiç yorulmadık, en yakın yerlerden bu işi tamamladık ayaklarımıza kara sular inene kadar gezip kendimizi mahvetmedik:)
sümeyye için alınanlarda aynen öyle oldu yorucu olmayan bi alışverişti..






şaşeye yerleştirilmiş ve bohçaya sarılmaya az kalmış çeyizler:)






ayakkabı için yapılan tül torba pek şeker dimi:)









damadımızı hemen hemen hergün tv'de izleyebilirsiniz..
MFO pazarlamadan
hatta buradan girip ürünleri detaylı inceleyebilirsiniz..

adresindeki ürünlerin tanıtımı hergün tv'de ömer faruk tarafından yapılıyor.
gerçekten inanılmaz sonuçlar var elllerinde, bizzat kendileride deneyip bunun gerçekliliğini ispatlamışlar..
ürünlere bakarken damadımızıda görmüş olursunuz:)














alınanlar güzelce yerleştirilir,








şasenin üzerine seccadeyi koyduk,







ve bohçamıza sardık...















bohçanın içindekiler cicilerimiz..







bu çok güzel bişey yaa ayakkabıya pek yakıştı:)
üstündeki tüylü aksesuara bittim:)







en son hepsini altın renkli simli bi tülle sardık
çikolatalarla bütünlük sağladı..





kurdela ve çiçekle süsleyip bitirdik:)





söz telaşı bu şekilde sona erdi..
çok güzel heyecanlar bunlar zaten tam benlik en sevdiğim uğraşlar bunlar:)
seve seve her aşamasında bulundum,
sümeyyenin mutluluğunu görmek herşeye bedeldi zaten:)
önümüzde yapılması gereken bi ton hazırlık aşaması var daha çoook çalışmam lazım çoook diyorum:)












3 Aralık 2010 Cuma

SÖZ'ümüzden BİRAZ DETAY:)

daha önce burada cumartesi günü söz'ümüz var diye yazmıştım üzerinden epeyce zaman geçti artık kızımız söz'lü olarak hayatının en önemli adımı atmış oldu:)
çok şükür herşey güzel başladı güzel devam ediyor ,bu güzelliklerin nazara gelmesi en büyük korkumuz Allahü Teala bozmasın inş. daim olsun mutlulukları, yapılan herşey o zaman tatlı oluyor..
sümeyye'nin herzaman biyere gitmeden önce bi hazırlık aşaması olurdu, detaylı düşünür, en ince ayrıntısına bile takılırdı ama bu söz işi kısa sürede gerçekleştiği için uzun uzun hazırlık yapmaya düşünmeye zamanı olmadı,hatta ben kendi sözüm için bukadar çabuk nasıl hazırlanıcam diye hayıflanıp durdu:)
heyecanlı tatlı bir telaş içerisinde söz'ümüzü yaptık bitirdik:)
herşey çok güzeldi ufakta olsa bi kaç detayı hatıralarımıza katkı olması açısından blog arşivimede ekliyorum:)



söz çiçeğimiz








sümeyyenin kendi elleriyle hazırladığı kalp kurabiyelerimiz, görüntüleri kadar tad'larıda gerçekten çok güzeldi...
insanın pastaneci arkadaşı olursa şeker hamuru pıt diye geliverir hiç gidip almak zorunda kalmazsınız:)
haticeye teşekkür etmek lazım saolsun sayesinde bu konuda hazıra konduk:)







gelen misafirlerimize o geceden ufak bi teşekkür hediyesiydi bizden,daha doğrusu
oğlumuzla kızımızdan:)
bunları yapalım diye fikir benden çıktı çiçekler canlı olacağı için son gün yapılması gerekiyodu yetişirmi yetişmezmi diye epeyce tereddüt edip bir sürü aksilikle karşılaşıp nerdeyse hayal kırıklığı yaşamak üzereyken sonucu muhteşem oldu:)
organzeden kesilmiş tüllerin 4 kenarıda renkli boncuklarla işlendi oda söz'ümüzün olacağı günün  gecesiydi:)
işle işle bitmez, sıkıntılar bastı hepimizi ,bide yavaş ilerliyo, çat diye çatladık o gece bunları işliycez diye:)
herkes bu fikri ortaya niye attın diye bana kızsada ben sonucunun güzel olucağını düşünüp onlara kulak asmadım:)
bunları işliyoruzda ne yapıcaksın ortaya ne çıkıcak diye sürekli beni sorguladılar:)




söz'ümüzün olucağı sabah gidip taze çiçekleri bulana kadar mehmeti 3 çiçekçi gezdirdim:)
veee sonucunda bu şekermi şeker şeyler oldu:)
herkes bayıldı neyseki değdi dediler bana aferini verdiler:)






misafirlerimizin peçetelerine ufak bir detay:)







söz çikolatası




 


yine misafirlerimizin peçetelerindeki ufak detaylar





çiçeğine hasta oldum zaten..







yine kalplerimiiizz:))









kalabalık olduğumuz için erkeklerin odasında eksik bişey olmasın aradıklarını hemencecik temin edebilsinler diye masanın üstüne onlara gerekicek herşeyi bıraktık:)
onlar rahat rahat keyiflerine baktılar o yok bu yok diyecek durumları olmadı:)






tatlı benden:)

gül tatlısı benim marifetim:)))
e bizimde elimizden geliyo hep sümeyye yapıcak değil ya:))






zeytin yağlı sarma çok sevdiğimiz bi aile dostumuzdan süpriz olarak gönderildi:)
o kadar kalabalık doyasıya yediği halde bi türlü bitmedi, tek başına oturup sararak bence rekor kıran nursel ablaya diyecek bişey bulamıyorum:)
hem sarma sarıp hemde ona bize yardım etmesi için gönderdiğimiz organze peçeteleri işleyerek bizi şoklara sokan beceriklilikte sınır tanımayan nursel ablaya maşallah maşşallah:)
Allahü Teala eşine sağlık versin bütün sıkıntılarını gidersin...


cumartesi günü kocaman bir tencere sarma gönderdi bizi duygulandırdı..

emircanın sünnet düğünündede aynısını yapmıştı bütün düğün davetlilerine yeticek kadar sarmış maşallah..

bu defada bol bol yetecek kadar sarmış sürpriz yapmış..







şekerparemiz herzamanki gibi emine'nin ellerinden:)
kızcağaz cumartesi sabahı ancak gelebildi gelir gelmez 3 tepsi şekerpare yapıverdi şipşak hamarat kızımız..



simit
banyolu börek
ve
aşurede ikramlar arasındaydı..




değdi değdi:)
uğraştığımıza değdi:)






toplamda 55 tane yapıldı
çiçek bahçesi:)






 ömer faruk&sümeyye'den teşekkür'ler herkese:)
herkesin ayaklarına sağlık mutluluğumuzu kalpten paylaşanlara
ayrıca teşekkürlerimizi gönderiyoruz:)